top of page

SONSUZLUĞA ÇIKAN YOLLARDAN DÖNDÜM


İNFİNİTY ROOM / YAYOİ KUSAMA

İNFİNİTY ROOMS/ YAYOİ KUSAMA


Gitmem gereken bir yer olduğu inancıyla etrafımdaki hiçbir şeye bakmadan koşuyorum. Ormanlar, sahiller, muhteşem kuşlar, tilkiler, yılanlar, ayılar, insanlar… Yanıbaşımda dünya akarken ben koşuyorum. Görmüyorum ve duymuyorum. Arada bir birilerine ve bir şeylere takılıyor ancak sırtımda ve karnımda hissettiğim koşmalısın inancıyla hemen toparlanıp koşmaya devam ediyorum.

En nihayetinde olmam gerektiğini düşündüğüm noktaya vardığımda duruyorum. Birdenbire…Ben duruyorum ama tüm Dünya yanı başımda akmaya devam ediyor. O noktada tam da durduğum gibi, birdenbire tüm her şeye yabancılaşıyorum. Kendimden çıkıp koşmaya devam etmek istiyorum. Vardığım yerin neresi olduğunu bilmiyorum. Vardığım bu noktada ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Etrafıma bakıp tanımaya çalışıyorum tüm bu yabancılığı. Onlar yabancı da ben tamamım sanıyorum ve koşmaya devam etmek istiyorum. Deniyorum da koşmayı ancak bir kez durduğumdan yorgunluğumun farkına varıyorum. Nefesim, bacaklarım, kollarım, şaşkınım…

Biri yanaşıyor yanıma, elinde bir bardak su. Otursana diyor. Bak önündeki okyanusa ve gökyüzüne, nasıl da uçsuz bucaksız görünüyorlar…Önce okyanusa ve sonra onun gözlerine bakıyorum… Sonsuzluk gibiler…Kendi gözlerime bakabilsem aynısını görebilecek miyim merak ediyorum. Korkuyorum.. Önümde uzanan sonu başı belli olmayan boşluk başımı döndürüyor… Ağlıyorum, günlerce , aylarca ve yıllarca … Koştuğum ve hiçbir şeyi görmediğim her saniye için bir gözyaşı damlası bağışlıyorum okyanusa…

DOTS ACPT by YAYOİ KUSAMA / 2009


Sonra konuşmaya başlıyorum. Neden koştuğumu anlatıyorum ve neyden kaçtığımı. Ben kaçtıkça nelerin aslında sırf ben koşuyorum diye meraklı bir köpek gibi peşime takıldığını anlatıyorum ve anlatırken anlıyorum. Bazı büyük ilmekler ve bazı küçük ilmekler atıyoruz iplere. Bunu yaparken ansız